Adjuvan tedavi: Asıl tedaviye ek olarak uygulanan tedavi yöntemi.
Alopesi: Saç kaybı.
Anestezi: Birtakım ilaçlar ya da gazların kullanılması sonucunda duygu ve duyumların yitirilmesi.
Antiemetik: Kusma ya da mide bulantısını önleyen ilaç.
Selim (benign) tümör: Kanser olmayan ve bedenin diğer organlarına sıçramayan büyüme.
Biyolojik tedavi: Bedenin savunma sistemini uyararak tedavi etme yöntemi.
Biyopsi: Belirli organ veya dokudan parça alınarak kanser hücresinin varlığını araştırmak.
Brakiterapi: Doğrudan tümöre ya da çok yakınına radyoaktif madde implantasyonu ile yapılan internal tedavi biçimi. Bazı durumlarda internal radyasyon tedavisi de denir.
Diyet uzmanı: Düzenli beslenmek için diyet programları hazırlayan ve planlayan kimse.
Dozimetrist: Tedavinin dozunu hesaplayan ve planlayan kimse.
Elektron ışını: Kanseri tedavi etmek için üretilen yüksek enerjili radyasyon parçacıkları demeti.
Eksternal (dışarıdan) ışınlama: Kanser hücrelerine yüksek enerjili ışın vermeyi amaçlayan bedenden belli uzaklıktaki bir cihazdan yapılan tedavi.
Fluorid: Dişlerin zarar görmesini engelleyen kimyasal bileşim.
Gray: Emilen doz birimi (1 Gy=100 Rad).
HDR Brakiterapi (yüksek dozlu uzaktan yüklemeli brakterapi): İnternal radyasyon tedavisinin bir türü. Radyoaktif kaynak, tedavi edilecek yerde birkaç dakika bırakılır.
Hiperfraksiyone tedavi: Günde birden fazla fraksiyonlar halinde toplam dozu küçük dozlara bölerek yapılan tedavi biçimi.
İmplant: Kanser hücresine ya da yanına yerleştirilen, radyoaktif madde içeren küçük taşıyıcılar.
İnternal ışınlama: Radyoaktif madde içeren taşıyıcıların kanserli dokuya ya da yanına yerleştirilerek yapılan tedavi.
İnterstisyel tedavi: Radyoaktif maddenin doku içine yerleştirilmesi ile yapılan tedavi.
İntrakaviter tedavi: Radyoaktif maddenin beden boşluklarına yerleştirilmesiyle yapılan tedavi.
İntra-operatif ışınlama: Eksternal tedavinin bir çeşidi. Cerrahi ile aynı anda tümör yatağına ve çevresini yüksek dozlar kullanılarak yapılan ışınlama.
Lineer akseleratör: Yüksek enerjili radyasyon üreten cihaz.
Kateter: Sıvıların bedene girmesini sağlayan ince ve esnek tüp.
Kemoterapi: Antikanser ilaçlarla yapılan tedavi.
Kobalt-60: Radyoaktif bir kaynak.
Medikal onkoloji uzmanı: Kanseri kemoterapi ile yok etmeye çalışan hekim.
Metastaz: Kanserin bedenin bir bölgesinden diğer bölgelere sıçraması.
Onkoloji uzmanı: Kanser tedavisinde uzmanlaşan hekim.
Rad: Emilen radyasyon doz biriminin kısaltılması.
Radyasyon: Parçacık demeti ya da dalgalar yoluyla taşınan enerji.
Radyasyon onkolojisi uzmanı: Kanseri tedavi etmek için radyasyon kullanmada uzmanlaşan kimse
Radyasyon fizikçisi: Tedavi alanına cihazın doğru miktarda doz vermesini sağlayan ve bu konuda uzmanlaşan kimse.
Radyoterapi: Hastalıkları yüksek enerjili radyasyonlar kullanarak tedavi etme yöntemi.
Simülasyon: Tedavi edilecek alanı belirlemek, işaretlemek ve planlamak için yapılan özel filmler alma işi.
Tedavi alanı: Bedenin radyasyon ışınına maruz bırakılacak olan bölgesi.
Teleterapi: Radyasyon kaynağının bedenden belli uzaklıkta olması sağlanarak yapılan tedavi. Lineer akseleratörler ve kobalt cihazları teleterapi cihazlarıdır.
Trombosit: Kanın pıhtılaşmanını sağlayarak kanamayı durduran özel kan hücreleri.
Tümör: Normal olmayan doku kütlesi.
X-ışınları: Düşük enerjilerde hastalığı tanımada, yüksek enerjilerde kanseri tedavi etmede kullanılan radyasyon.
ASM Radyasyon Onkoloji / Radyoterapi Ünitesi sanal turu için lütfen tıklayınız !